25 Ekim 2014 Cumartesi
 
Sitede Ara
Bana Ulaşın
Bize Sorun
Bir Fikrim Var
Çözüm Arıyorum
Gündem
Kongre ve Konferanslar
Atamalar
Kariyer İmkanları
ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ MAKALELER  
HASTANELERDE HASTA VE ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ NE BOYUTLARDA
17.02.2011

Türkiye’deki hastane ve sağlık merkezlerinde ki “Hasta ve Çalışan Güvenliği ” konusunu değerlendiren uzmanlar, sistemin olası olumsuzluklar konusunda hazırlıksız olduğuna ve gerekli önlemlerin alınmasında yetersiz kalındığına işaret ediyorlar.


1999''da ABD Tıp Enstitüsü tarafından hazırlanan bir rapora göre ABD''de her yıl 44-98 bin hasta tıbbi hatalar yüzünden ölüyor. Hataların çoğu doktor hatasının aksine, kurumsal aksaklıklar ve sistemsizlikler nedeniyle ortaya çıkıyor. Kurumsal aksaklıklar olarak adlandırılan sistem hatalarının başında ise hastanelerde alınmayan önlem ve uyulmayan kurallar yer alıyor. Sadece hasta değil, aynı zamanda çalışan güvenliğini de tehdit eden bu kuralsızlıklar, zincirleme hataların yapılmasına sebep oluyor. Konu hakkında çeşitli araştırmalar yapan muhabirlerimiz “Hasta ve Çalışan Güvenliği”ni sizler için araştırdı. Sağlık Yayıncılık


Hastane enfeksiyonlarının her hastaya bir haftalık ekstra maliyeti 1200 dolar


Türkiye’deki hastane ve sağlık merkezlerindeki “güvenlik” konusunu değerlendiren uzmanlar, sistemin olası olumsuzluklar konusunda hazırlıksız olduğuna ve gerekli önlemlerin alınmasında yetersiz kalındığına işaret ediyorlar. Hastane enfeksiyonlarının Amerikan ekonomisine yıllık maliyetinin 6,7 milyon doları, İngiliz ekonomisine ise 1,7 milyon doları bulduğuna değinen uzmanlar, bu enfeksiyon türlerinin Türk ekonomisine verdiği zarar hakkında halen gerçekçi bir istatisliğin bulunmadığına dikkat çekiyorlar. Hacettepe Üniversitesi''nin yaptığı bir araştırmaya göre hastane enfeksiyonları hastaya bir haftada yaklaşık 1200 dolar ekstra maliyet yaratıyor. Bu rakamın üzerine çalışanların tedavi maliyetini de eklediğimizde 2000 doları bulması mümkün…


Hizmet içi eğitimler 3 ayda bir tekrarlanmalı


Yapılan analizler ve değerlendirmeler, istenmeyen sonuçlar olarak adlandırılan, önlenebilir hatalar, ölümler, yüksek maliyetler, yüksek iş gücü kaybı gibi durumların yalnızca sağlık profesyonellerine atfedilemeyeceğini gösteriyor. Konuyu taraflıca irdeleyen uzmanlar, hasta ve çalışan güvenliğinin zincirleme devam eden bir sistem yapısı olduğunu belirterek, sistem içinde yer alan her halkanın tek tek incelenmesi gerektiğine değindiler. Hastanelerde el yıkama, atıkların kontrolü, enfeksiyon, aşılar, hijyenik çalışma koşulları, bulaşıcı hastalıklardan korunma konularıyla ilgili hizmet içi programlarının her 3 ayda bir tekrarlanması gerektiğini kaydeden uzmanlar, meselenin sadece sağlık çalışanlarının bilgi eksikliği olarak görmenin yanlış olduğunu belirtiyorlar.


Bulun, “Cerrahi hatalar hasta güvenliğini tehdit ediyor”


Konuya ilişkin Sağlık Dergisi’ne değerlendirmelerde bulunan Hasta Güvenliği Derneği Başkanı Mustafa Bulun, genel anlamda cerrahi sağlık hizmetlerinin, tıbbi hataların en fazla olduğu alanlardan biri olduğuna değindi. Bulun, cerrahi hizmetlerin, sadece ameliyatın yapıldığı süreye indirgenemeyeceğini dile getirdi. Cerrahinin öncesi ve sonrasında bu sürece dahil olduğunu kaydeden Bulun, bu süreçte de hasta güvenliğinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Hasta Güvenliği Derneği Başkanı Bulun, bu sürecin, aynı zamanda etkileşim içinde olduğu çevresi ile de bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir süreç olduğunu belirterek, “ Öncesinde ve sonrasında meydana gelen olaylardan ve çevreden kaynaklanan hatalar da bu kapsamda değerlendirilmelidir” dedi.


Yanlış ilaç kullanımı hastaların iyileşme sürecini geciktiriyor


Yanlış ilaç kullanımı sonucunda hasta ölümlerinin de oldukça büyük boyutlarda olduğuna dikkat çeken B ulun bu konuda da şunları söyledi: “IOM tarafından yeni yayınlanan “Preventing Medication Errors” adlı rapora göre; ABD''de her yıl 1.5 Milyon önlenebilir ilaç yan etkisi meydana gelmektedir. İlaç hatalarına bağlı ekonomik kayıp ise 2006 yılı rakamları ile 3.5 Milyar USD civarındadır. Bu hatalar ilacın reçete edilmesinden, reçetelerin okunmasına, bu ilaçların eczanelerden verilmesinden, kullanımına kadar her aşamada ortaya çıkabilmektedir. Yine aynı şekilde bu aşamaların her birinde de daha önce hatalı olan bir aşamanın düzeltilme imkanı vardır. Bu da hatanın meydana gelmesinde olduğu kadar, önlenmesinde de sistemin önemini aklımıza getirmektedir” diye konuştu.


Enfeksiyonlar hastanelerin lavabolarından taşınıyor


Hastanelerin bir çok polikliniğinde halen hijyen kurallarının başında yer alan sabun ve havlu peçete bulmanın mümkün olmadığına da değinen Bulun, Hepatit, AIDS, Tüberküloz gibi kronik hastalar için eldiven, maske, önlük gibi gerekli malzemelerin ne çalışan sağlık personeline, ne de hasta yakını refakatçilere yeterince sağlanamadığını söyledi. Bulun, bu durumun yeteri kadar korunamayan çalışan, hasta ve hasta yakınlarına enfeksiyon taşımada birincil faktör yapmaya yettiğini kaydetti.


Şimşek, “Sağlık çalışanlarının çalışma şartları son derece riskli”


Çalışan Güvenliği hakkında bilgi veren Onkoloji Hastanesi Başhekimi Cebrail Şimşek ise sağlık ve güvenlik konularının ülkemizde bugüne kadar sadece işçiler için algılana gelmiş ve mevzuat yapılanmasında da hep böyle kurgulanmış bir kavram olduğunu söyledi. Sağlık ve güvenlik konularının her çalışanın hak ve ihtiyacı olduğunu dile getiren Şimşek, bu bağlamda sağlık çalışanlarının sağlık ve güvenliğinin özel bir önem arz etmekte olduğunu ifade etti. Sağlık kuruluşları ve özellikle hastanelerin, en fazla teknolojik çeşitliliğin kullanıldığı ve en fazla meslek grubunun bir arada çalıştığı işletmeler olduğunu söyleyen Şimşek, sağlık çalışanlarının maruz kaldıkları risklerin tek tek sıralanamayacağı kadar çok ve çeşitli olduğunu söyledi.


Radyasyon, iğne yaralanmaları ve hava kirliliği öncelikli riskler arasında


Bunları konu başlıkları halinde anlatan Şimşek şunları söyledi: “İğne ve diğer sivri uçlu cisim yaralanmaları, ciltle temas, solunum ve diğer yollarla, bulaşan bir çok hastalığa davetiye çıkarılıyor. Bu anlamda sağlık çalışanlarımız, başta hepatit A, B ve C, AIDS, TBC olmak üzere bir çok enfeksiyon hastalığına maruziyet riski altında çalışmaktadırlar. Radyoterapi, Nükleer Tıp ve Radyoloji çalışanları başta olmak üzere, sağlık çalışanları, iyonizan ve non iyonizan radyasyon risklerine maruz kalırlar. Bunların çeşitli kanserojen ve teratojen, mutajen etkileri söz konusudur. Ayrıca ultraviyole, laser, mikrodalga, ultrason, fotokopi makinaları gibi riskli çalışma ortamlarında sürekli bulunma, bir kısım kümülatif zararlanmalara neden olabilmektedir. Bilgisayar ekranları, gürültü, aydınlatma koşulları, havalandırma sistemleri, iç ortam hava kirliliği sorunları, sağlık kurumlarında sürekli bulunan sağlık çalışanlarını, buralarda sadece geçici olarak bulunan hasta ve yakınlarına göre çok daha fazla etkilemektedir. Patoloji, Biyokimya, Hematoloji ve diğer laboratuvarlarda kullanılan asit ve alkaliler, tuzlar, boyalar, uçucu organik solventler, başta kanser ilaçları olmak üzere çeşitli ilaçlar, allerjiden kansere kadar bir dizi hastalığın oluşumu için önemli risk faktörleridir. Sterilizasyon ve dezenfeksiyon için kullanılan çeşitli deterjanlar, formaldehit, glutaraldehit, gaz sterilizasyonunda kullanılan etilen oksit, kullananlar için hiç de masum olmayan zararlı ajanlardır”


Sağlıkçılar, “Tükenmişlik Sendromu” ile karşı karşıya


Hastanelerin tıbbi ve evsel atıklarının, diğer pek çok atıklara göre daha fazla mesleki risk taşıdığını ifade eden Başhekim Şimşek, ameliyathanelerde kullanılan anestezi gazlarının, koter ve laserle dokunun yakılması işlemi sırasında ortaya çıkan dumanların, çeşitli sağlık zararlarına neden olduğunu belirtti. Ayrıca, sağlık çalışanlarının doğrudan insanın kendisi ile uğraştıkları için, çok yoğun dikkat gerektiren, hata affetmeyen bir işle yüz yüze olduklarını söyleyen Şimşek, çalışma koşulları, özlük hakları, emeklilik güvenceleri ve daha bir çok risk faktörü üst üste konulduğunda yoğun bir iş stresine maruz kaldıklarını kaydetti. “Bırakın yardımcı sağlık personelini, hekimlerinin bile gelecek endişesi taşıdığı bu meslek grubunun ağır derecede tükenmişlik sendromu bulguları yaşadıkları, yapılan bilimsel çalışmalarla gösterilmektedir” şeklinde konuştu.


Sağlıkçılar sağlıklarını düşünmüyor


Öte yandan Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu tarafından yayımlanan bilimsel bir dergide, çalışan güvenliği konusunda en çok nasibini alanların yardımcı sağlık personeli olduğu ortaya çıktı. Gaziantep’te biri özel 3 hastanede çalışan 290 hemşire yapılan “Hemşirelerin Hepatit B ve C virüslerinden korunmak için aldıkları önlemlerin belirlenmesi” konulu araştırmada ilginç bulgular elde edildi.


Araştırma sonuçları


Hemşirelerinin yüzde 49.9’nun serolojik testi pozitif olan hastaların atıklarının nasıl imha edildiğini bilmedikleri belirlenen araştırmada, hastaların serolojik testlerini kontrol eden hemşire oranı ise yüzde 74.8 olduğu belirlendi. Araştırmada, hemşirelerin çalıştıkları kurumlara göre hastaların serilojik testlerini kontrol etme oranı üniversite hastanesinde yüzde 60, devlet hastanesinde yüzde 76.8, özel hastanede ise yüzde 88.4 olduğu belirlendi.


Serolojik testleri pozitif olan hastaların atıklarının imhasını üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerin yüzde 61’nin, devlet hastanesinde çalışanların yüzde 47.4’ünün, özel hastanede çalışanlarınise 31.6’sının bilmediği de belirlendi.


Kesici ve delici aletler çok önemli


Kesici ve delici aletle yaralanmaların sağlık çalışanlarının kanla taşınan enfeksiyonlara maruz bırakmaya devam ettiğine dikkat çekilen araştırmada, bu aletlerin imhası için hemşirelerin sadece yüzde 50.3’nün özel imha atık kutularının kullandığına işaret edildi. Üniversite hastanesinde görevli hemşirelerin yüzde 38’i, devlet hastanesinde çalışanların yüzde 21.1’i, özel hastanede çalışanların ise yüzde 95.6’sı kesici ve delici aletleri özel imha atık kutularına atıyor.Hemşirelerin korunmak için kullandıkları bariyer yöntemlerinden en çok yüzde 90 ile eldiven kullandıklarının da belirlendiği araştırmada, özel hastanede çalışan hemşirelerin yüzde 94.8’i, devlet hastanesinde çalışanların 92.6’sı, üniversite hastanesinde çalışanların ise yüzde 83’ü eldiven kullanıyor.Hastaya yapılacak sağlık girişimi öncesi eldiven giyme oranı yüzde 85.2 olurken, üniversite hastanesinde görevli hemşirelerin girişim öncesi eldiven giyme oranın yüzde 83, devlet hastanesindeki hemşirelerde yüzde 88.5, özel hastanedeki hemşirelerde ise 84.2 olduğu saptandı.


Eller çok önemli


Enfeksiyon ajanlarının geçişinden sorumlu tutulan en önemli etken sağlık personelinin elleri olduğuna da dikkat çekilen araştırmada hemşirelerin yapacakları sağlık girişim öncesi el yıkama oranın ise yüzde 77.2 olduğu saptandı. Özel ve devlet hastanesinde çalışan hemşirelerin yüzde 79 girişim öncesi el yıkarken, üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde bu oranın yüzde 74 olduğuna işaret edildi. Hastadan hastaya geçişte el yıkayan hemşirelerin oranı yüzde 47.9 olduğu, bu oranın üniversite hastanesinde hemşirelerde yüzde 39, devlet hastanesinde hemşirelerde yüzde 50.5, özel hastanede görevli hemşirelerde ise yüzde 54.7 oldu.


Serolojik testler


Hemşirelerin hem kendisini hem de hastaların sağlıklarını koruma açısından serolojik testlerini düzenli aralıklarla baktırmaları ve Hepatit B aşısını yaptırmaları oldukça önemli olduğu ifade edilen araştırmada, hemşirelerin sadece yüzde 30.3’üne rutin olarak serolojik test yaptırdığı da belirlendi. Üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerden rutin test yaptıranların oranı yüzde 10 olurken, özel hastanede görevli hemşirelerin yüzde 40’ı, devlet hastanesindeki hemşirelerinde yüzde 42.1’i rutin test yaptırıyor. Rutin testleri yaptıranların sadece yüzde 10’nu 3-6 aralıklarıyla tetkikleri yaptırdıkları, hiç tetkik yaptırmayanların oranı ise yüzde 69.3 olması dikkati çekici bulundu. Araştırmada Hepatit-B aşısı yaptıranların oranı ise 65.9 olduğu belirlendi. Üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerin yüzde 59’u aşı yaptırırken, bu oran devlet hastanesinde yüzde 63.1, özel hastanede ise 75.8 olduğu belirlendi.


Hepatit eğitimi


Araştırmaya katılan hemşirelerin yüzde 52.8’nin Hapatit-B ve C’den korunma konusunda hizmet içi eğitim aldığı belirlenmesine karşın hemşirelerinde yüzde 85.2’sinin bu konuda tekrar hizmet içi eğitim görmek istediği de ortaya çıktı.Araştırma sonuçlara göre, her kurumda enfeksiyon kontrol komitesinin kurularak, bu komitede enfeksiyon kontrol hemşiresinin aktif olarak görev alması önerildi.

                          kaynak:www.yorumla.net › Genel BilgiSağlık




2014  © T.C. Sağlık Bakanlığı IDEA